Burdur, yine sınıfta kaldı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2015 yılına ilişkin İllerde Yaşam Endeksi’ni açıkladı. Komşumuz Isparta, yaşam endeksinde en yüksek endeks değeri ”0,6745” ile ilk sırayı aldı. Isparta’yı sırasıyla 0,6737 ile Sakarya ve 0,6553 ile Bolu takip etti.

”Uyuyan güzel” Burdur’umuz Antalya’yı geçmeyi başardı ama diğer komşusu Isparta’dan 42 il sonrasında yer aldı. Burdur, yaşam endeksine göre Türkiye’nin yaşanabilir kentler sıralamasında 43. sırada yer aldı. Burdur’u ise Antalya takip etti.

Peki analiz etmemiz gereken 81 vilayet içinde neden Burdur vasatın üzerinde yer alıyorken, dibindeki komşusu Isparta 1. sırada yer alıyor? Benim analizim Isparta’yı yaşanabilir kent yapan Burdur.

Burdur, ”şehirler arası ihracatı”nı Isparta’dan karşılıyor. Toptancı firmaların neredeyse tamamı Isparta menşeli. Burdur’da küçük ve orta işletmeler temel gıda, tuhafiye ürünleri, tekel mamülleri ve birçok sayamadığımız toptan ürünü Isparta merkezli firmalardan karşılıyor. Burdur’un katma değeri Isparta’ya gidiyor. Isparta merkezli firmalarda, Isparta kardeşlerimiz istihdam ediliyor, ekonomik gelir elde ediyor. Burdur, başta eğlence sektörü olmak üzere alışveriş harcamalarının büyük bir kısmını Isparta’dan karşılıyor. Haliyle Isparta, Burdur’dan müşteri kazanarak mevcut ekonomik yapısına katma değer katıyor ve beklentisinin üzerinde ekonomik gelir elde ediyor. Durum bu olunca tamamen duygusal olaylar gerçekleşiyor, Isparta mutlu olmasında kim olsun demek kalıyor.

Diyeceksiniz ki bu sadece alışverişle mi sınırlı? Hayır. Burdur, öğrencisini de Isparta’ya gönderiyor, hastasını da… Şahsımda Süleyman Demirel Üniversitesi mezunu olması hasebiyle daha da emin konuşuyorum, ilimizden Isparta’ya yüzlerce öğrenci üniversiteye gidiyor. Bu da Isparta’ya katma değer sağlıyor. Yetmedi başta Isparta SDÜ Tıp Fakültesi hastanesi olmak üzere özel hastaneler Burdur’lu hastalar ile dolu. Burdur, sağlık ihtiyacını büyük oranla Isparta’dan karşılıyor, Isparta haliyle bundan da katma değer kazanıyor.

Merkez nüfusu yaklaşık 210 Bin olan Isparta’ya 75 Bin nüfuslu Burdur, maddi ve manevi güç katıyor. Isparta, yaşanabilir kentler arasında 1. sıraya yerleşiyor.

Burdur, bünyesine başta yeni bir devlet hastanesi ve özel hastaneler olmak üzere, alışveriş merkezi, 2. OSB,  üniversitesine TIP Fakültesi kazandırmadıkça, daha önemlisi Burdurlu Burdur’a sahip çıkmadıkça ve birbirimize sevmedikçe daha çok Isparta’yı zirveye taşırız.

Tebrikler Isparta.

Burdurlu hemşehrim; sözüm meclisten içeri

”Herkes gider mersine, biz gideriz tersine” cümlesi hepimizce bilinen ve çoğu zaman kullandığımız deyimlerden biridir. Peki bu deyimi ne zaman kullanırız? Kendimizde doğru yapmadığımız bir durumun yanlış olduğunu ifade etmek için kullanırız. Değerli hemşehrilerimizin 2012 yılında faaliyete geçen ancak henüz yeterli ilginin görmediği Salda Kayak Merkezi’ne gitmeyip Davraz  ve Saklıkent Kayak Merkezi’ne gitmek bu deyimin kullanımını yerinde olmasını karşılamıyor mu?

Ey Burdurlu hemşehrim; öz değerlerine sahip çıkmayan, tercihlerinde kendi memleketinin aleyhine karar veren hemşehrilerim, Davraz’da, Saklıkentte günü birlik kayak yapmaya, mangal yakmaya, hafta sonunu geçirmeye gitmeye değer buluyorsun da,  Burdur’un Yeşilova İlçesinde senelerdir devlet büyüklerinden yatırımını beklediğin Salda Kayak Merkezi’ne gitmekte neden tenezzül etmiyorsun?

Benim hemşehrim kendi öz değerlerine sahip çıkmamakla ısrar edip, gidip kayak merkezine fotoğraf çekilip bir de sosyal medyadan paylaşıp reklamını yapıyorsun. Devam et hemşehrim. Eller gider mersine, biz gideriz tersine…

Özgür DOĞAN

Gazeteci-Mühendis

Burdur, sahip çıkmıyor

27 yıllık Burdurlu olarak artık ilimiz hakkında bazı kanaatlara sahip olduğumu düşünüyorum. İlimiz hem coğrafi hem de kültürel olarak Akdeniz, Ege ve İç Anadolu Bölgeleri’nin kesişme noktasında yer bulan bir memleket. Bir geçit noktası. İlimiz, sahip olduğu konumu avantaja dönüştürdüğü takdirde hem ekonomik anlamda hem de kültürel zenginlik anlamında büyük yol kat edecek bir potansiyele sahip fakat Burdur’un gelişme noktasında bir engel var.

Burdur’un gelişme noktasında engel ise; Burdur halkını kısaca ”Burdur” şeklinde ifade edersek, Burdur bir çok kavrama sahip çıkmıyor.

Burdur;

  • Gülüne,
  • Gölüne,
  • Dağına-taşına
  • Halısına
  • Ezmesine, şişine
  • Markasına
  • Esnafına
  • Bilim adamına
  • Gazetecisine
  • Siyasetçisine
  • İş adamına
  • Yatırımcısına
  • Yatırımlara
  • Girişimcisine
  • Hemşehrisine
  • Büyük fikirlere,
  • Üretilen projelere

Kısacası kendi memleketine SAHİP ÇIKMIYOR!  İşte Burdur’un gelişememesinin yegane nedeni budur. Burdur, sahip çıkmadığı gibi yeniliğe, değişime hazır olmadığı için kendi kendine çıktığı her yola sürekli taş koyuyor.

İlimizde yukarıda saydığım bir çok kavrama sahip olma noktasında emek harcayan ve bilincinde olan herkesi tenzih ediyorum. Burdur’un gelişme noktasında çözümün saydığımız bu kavramları sahip çıkması gerektiğinin bilincinde olması durumunda gerçekleşeceğini belirtirim. Geçen 10-15 senede diğer illerin nasıl geliştiğini analiz ettiğimizde görünen köy kılavuz istemeyecektir.

Sevgi ve saygılarımla;

Özgür DOĞAN

Gazeteci – Mühendis

Akıl yetimliği

İnsanlar farklı görüşlerde, farklı anlayışta olabilir. Dünyaya bakış açıları farklı olabilir. İnsanlar, görüşlerinde ters düşebilir, hatta görüş ayrılıklarında konuyu da tartışabilir ancak bunun bir düzeyli seviyesi olması gerekir.

Bir insan karşısındaki kişiye söyleyecek bir çok söz sindirebilinir olabilir fakat söyleyeceğiz tek bir söz maksadını da aşmakla birlikte karşısındaki kişiyle yaşadığı seviyeli diyalogun önüne geçer, damarına basma noktasına getirir.  Ben bu seviyeye getirme durumuna ”akıl yetimliği” diyorum.

Eğer ki pişman olmak istemiyorsan, tükürdüğünü yalamak istemiyorsan atalarımız şöyle bir söz söylemiş; ”Bin düşün, bir söyle”. Ne güzel söylemiş atalarımız… Bir şey ifade etmeden önce akıl süzgecinden geçirmek lazım düşünceleri fakat akıl yetimliği yaşıyorsan süzgeç de çalışmaz ortada kalınır.

Özgür DOĞAN

Gazeteci-Mühendis

Burdur, kabuğunu kıracaksa ön şart…

Sene 2004,  28 Mart 2015 günlerden Pazar. Yerel seçimler yapılmış, sandıklar açılmış, oylar sayılmış, Ak Parti’li Sebahattin Akkaya 15 Bin 837 oy, CHP’li Ahmet Nejdet İlgün 15 Bin 456 oy almıştı. Kesin sonuçlara göre Ak Partili Sebahattin Akkaya, bir kaç apartman dairesinin seçmen sayısı kadar; 381 oy ile Burdur Belediye Başkanlığı’nı kazanmıştı.

Sene 2004, Ak Parti iktidar olalı 2 yıl geçmiş, Türkiye’de Ak Parti rüzgarı esiyor, Burdur’lu seçmen de ”Ak Parti iktidar, iktidar partisine oy verirsek Burdur’a yatırımlar akar” düşüncesiyle oy vermiş ve belediyeyi Ak Parti’ye teslim etmişti. Geçen zaman içinde Burdur’da Akkaya döneminde bir takım hizmetler gelmiştir. Toplu konutlar, kapalı pazar, Belediye Kongre ve Sergi Salonu, otogar, taş ocağı  gibi aklıma ilk gelen yatırımlar kazandırılmış, bitirilemeyen kültür merkezi ve sorunlarıyla avm bilmecesi kalmıştı. Benim burada değinmek istediğim merkez ilçeye yapılan yatırımların boyutu. 2004 yılından 2014 Yerel Seçimleri’ne değin Ak Parti halen iktidarını sürdürdü. Ak Parti iktidarını arkasına alamamış ki o dönemin belediyesi geçen 10 yıl süre içerisinden bir Isparta kadar büyüyemedi ve gelişemedi. Üstüne üstlük belediyenin iller bankasına borcuna borç bindi. Peki neden? Bunun açıklamasını yapacak olan konunun muhatapları ancak şahsen bu konuyu ancak yorumlayabilirim.

Mensubu olduğun parti eğer iktidar partisi ise, sen de belediye başkanı isen yapacağın en makul şey Ankara’da gecene, gündüzüne katıp bir o bakan, bir bu bakan peşinden koşup gerekli yatırımı almak için mücadele etmektedir. Bana göre bu çalışma yapılmamıştır. Yeterince Burdur’un sorunları aktarılmamış, çözüm aranmamıştır. Belediye doğru yönetilmemiş, gerekli yatırımlar bakanlık bütçesiyle sağlanamamıştır. Şuan ise yapılması gereken geçmişten ders çıkartılıp gereken mücadeleyi vermektedir.

Sene 2015, Ak Parti güçlenmiş bir parti olarak yeniden iktidar oldu. Burdur’lu seçmen de ”Ak Parti iktidar, iktidar partisine oy verirsek Burdur’a yatırımlar akar” düşüncesiyle yine oy verdi. Tek fark Burdur Belediyesi, şuan Ak Parti Belediyesi değil. Bu yatırımların önü kesileceği anlamı taşımıyordur (umarım). İktidar, ilimizde 2 milletvekiline sahip. İktidar, CHP’li merkez ile Yeşilova ilçesi ve MHP’li belediyeleri üvey evlat muamelesi yapmaması gerekiyor keza ilimizin diğer bütün ilçelerini de. Bütün ilçeler bizim. Hepsi de ilimizin ayrı ayrı güzellikleri. İktidar, seçim sonuçları ne olursa olsun yatırımları adaletli paylaştırması gerekiyor.

Yeni dönemde artık mesele memleket meselesi olması, kişisel problemlerin siyasi çalışmalara yansımaması gerektiği dönemdir. Burdur, kabuğunu kıracaksa ön şart hangi partiye gönül vermiş olursa olsun bütün vatandaşlarımızın, siyasi partililerin, sivil toplum kuruluşlarının topyekun birlik ve beraberlik içerisinde mücadele vermesi, elini taşın altına koyması, goygoyculuk, partizanlık yapmaması, nefret söylemlerinden uzak durması gerekmektedir.

Özgür DOĞAN
Gazeteci – Ziraat Mühendisi
twitter.com/ozgurdogan15

Şimdi hizmet sırası sizde

1 Kasım 2015 Genel Seçim sonuçlarıyla birlikte dün 550 milletvekilinin içinde Burdur Milletvekillerimiz de yeminlerini etti. Tüm milletvekilleri andı okuyarak büyük Türk milleti önünde namusu ve şerefi üzerine ant içti. Bundan sonrası iktidarıyla muhalefetiyle var gücüyle hizmet etmek kalıyor. İktidar Milletvekilleri Bayram Özçelik ve Reşat Petek, hükümette yer alan bir vekiller olarak Burdur için gereken özveriyi sergilemek durumundadır. Keza Ana Muhalefet Milletvekili Mehmet Göker, iktidarın verilen vaatleri yerine getirmesinde takipçi olması, yanlışlarını göz önüne sermekte görevli olup bu şekilde hizmetini vermek durumundadır.

Seçim çalışmalarında ikili, üçlü kimi zaman dıştan da katılımlarla çoklu atışmalara doğal olarak sahne oldu. Siyasetin gereği partiler ve adaylar seçmenden oy alabilmek için mücadelesini verdi. Artık seçimin ve milletvekillerin yemin töreninin ardından hizmet yolunda Yasama ve Yürütme görev başında olacak. Bir vatandaş olarak Burdur Milletvekillerinden beklentim, verilen sözlerin zamanında yerine getirilmesi, her daim hizmet için mücadele verilmesi, kişisel çıkar ve egoların bir kenara bırakılması ve kısır döngülerin içine kapılıp bel altı siyasetten kaçınılmasıdır. Çünkü kamuoyunda bu söylediklerimin olumlu karşılığı yok. Vatandaş kendisini TBMM’de temsil eden milletvekilini kısır döngüler içerisinde görmek istemiyor, karşılıklı ağır sözlerin kullanıldığı tartışmalarda bulunulmasından, sonrasında ise bir etkinlikte yan yana gelindiğinde ortaya çıkan samimiyetsiz görüntülerden hoşlanmıyor. Bu yüzden milletvekillerin çok dikkatli davranması, sözlerini ifade ederken kendisine ve partisine oy veren seçmeni temsil ettiğini hatırlaması gerektiğinin altını çiziyorum.

Tüm Milletvekillerin, Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini korunması; hukukun üstünlüğünü, demokratik ve laik Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalınması; toplumun huzur ve refahı, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ve Anayasa’ya sadakatten ayrılmaması dileğimle tüm Burdur ve ülke Milletvekillerine yeni Yasama ve Yürütme döneminde başarılar diliyorum.

Özgür DOĞAN
Gazeteci – Ziraat Mühendisi
twitter.com/ozgurdogan15