özgür doğan

Yolcu taşımayan tren rayları gereksiz

Son dönemde Burdur’un gündeminde yer tutan bir meseleyi de biraz irdelemenin zamanı geldi diye düşünüyorum. Burdur konusunda yazdığım yazılardan epeyce insanın faydalandığını biliyorum. Bu maksatla yazılarımı insanlara faydalı olacak şekilde kaleme alıyorum ki zaten amacımız yerini bulsun.

Burdur’un küçük bir şehir olduğunu biliyoruz. Küçük derken nüfus bakımından bir küçüklük. Aslında Burdur sahip olduğu coğrafya, kültür, gelenek, örf ve adet, yaşam tarzı ve insan çeşitliliği bakımından çok büyük bir şehir.

Onlarca büyük medeniyete ev sahipliği yapmış bir coğrafya yaşayan bir toplumuz.

Farklı medeniyetler dönemin koşullarına göre iz bıraksa da günümüz koşullarına uymayan tüm yapılar yok gitmiştir.

Burdur’da Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında tren rayları ve raylarına kavuşmasıyla birlikte o dönemin çok önemli olan ulaşım ihtiyacı tren vasıtasıyla giderilmeye çalışılmıştır.

Atlar ve develer geçmiş medeniyetlerin ulaşım için olmazsa olmasına rağmen çağ değiştikçe yerini motorlu araçlara bırakmıştır.

Tren de günümüzde gelişmiş medeniyetlerde hızlı trenler ile halen yoğun bir şekilde kullanılırken, büyük şehirlerde de toplu ulaşımda tramvay ve metro sistemleriyle halen kullanımı devam etmekte ve ulaşımı kolaylaştırmaktadır.

Hal böyleyken tren raylarının önemini vurgulamaya gerek yok. Ancak Burdur merkezde bulunan tren yayları eğer vatandaşın hizmetine kullanılmıyor ise tartışılmaya açıktır. Burdur’daki tren rayları maalesef yolcu taşımacılığı için uzun yıllardır kullanılmamaktadır.

Tren raylarının Burdurlu vatandaşların menfaati yerine sadece bir işletmeye kömür taşınması için kullanılması zaten bir haksızlıktır. Peki yüzlerce dönüm araziyi kaplayan tren rayları bulunduğu yerden kaldırılsa, başlangıç noktası organize sanayiye alınsa bu 5 kilometrelik hat kamuya açılsa kötü mü olur?

Denilebilir ki buradan rayları kaldırırsak buralar değerlenir, yeni rant alanları oluşur. Tabi ki rant alanları oluşacak. Bir yerde kalkınma bekleniyorsa yapılacak yatırımların rantabıl olması gerekir. Kimse mafya vari buralarda yatırım yapmıyor, kimseye çökmüyor. Buralarda bir yatırım olursa birileri çıkar sağlayacak diye bir ters algı ile insanların akıllarında soru işaretleri oluşturmak fesatlıktan başka bir şey değildir.

Burdur, eğer şehir olarak gelişmek istiyorsa kent merkezinde tüm arazileri verimli hale getirmesi ve yeni cazibe merkezleri oluşturması gerekiyor.Özellikle Bağlar Mahallesi, Hızır İlyas Mahallelerin şehir ile bütünleşmesinin sağlanması gerekiyor.

Kent merkezini yaşanabilir kılmadığınız müddetçe burada bir çok insanı tutamaz, dönem dönem cüzi nüfus artışları ile gelişmeyi bekler durursunuz.

Teröre istemeden koltuk değneği olmak

Ülkemizde yaşanan terör olayları, hain saldırılar, masum insanların canlarının kıyılması hepimizi üzüyor. Başta Türk Silahlı Kuvvetlerimiz olmak üzere vatanımızın bölünmez bütünlüğü sağlamak üzere polis teşkilatlarımız, güvenlik güçlerimiz ve koruyucular var gücüyle canını feda etme noktasında mücadele ediyor.

Terör örgütleri artık sadece askerimize, polisimize hain pusularını yapmakla kalmıyor, sivil halkımıza da saldırılarını sürdürüyor.  Artık terörün gözü dönmüş hedefi tüm Türkiye’dir. Ülkemizde yaşayan her bir birey Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşıdır. Vatandaş olma bilincinde hep birlikte teröre, destekçilerine karşı dimdik ayakta durmalı, omuz omuza mücadele etmeliyiz.

Terörle mücadele sadece cephede savaşarak veya bir takım sivil ve askeri tedbirler alarak yeterli olmuyor. Aklımızı başımıza alıp mutlaka terörün ve örgütlerin maddi kaynakları olmadan bu eylemleri gerçekleştiremeyeceğinin farkında olmalıyız. Bu manada teröre karşı yapılacak mücadelelerden biri terörün iç ve dış kaynaklarının önüne geçmektir. Önceki yıllarda merhum Araştırmacı Yazar Altunç Altındal bir televizyon programında yaptığı konuşmada “Türkiye’de Kürt sorunu yok. Türkiye’de dış destekli bir terör sorunu var’’ sözleriyle aslında sorunun çözümüne ışık tutmuştu. Buna ek olarak günümüzde çıkan haberleri de göz attığımızda ülkemizde bulunan suç mihrapları da teröre finansman kaynak oluşturuyor. Tüm emniyet ekiplerimizin bu konuda duyarlı olduğunu düşünüyorum fakat vatandaş olarak da elimizden geldiğince dikkatli olmalıyız.

Vatandaş olarak teröre karşı nasıl mücadele edebiliriz sorusunun aslında yanıtı çok basit, biraz önce bahsettiğim üzere suç mihrapları terörü besliyor. Kaçak tütün ve sigara ticaretinden tutun da, uyuşturucu kaçakçılığına kadar, hırsızlık olaylarından tutun da  dolandırıcılık olaylarına kadar kamuoyuna da yansıyan haberlerde apaçık olarak gösteriyor ki bu tarz olaylarda yer alınması ister istemez teröre tabiri caizse koltuk değneği olmaya neden oluyor. Bu manada teröre karşı mücadele etmek istiyorsak, bunlardan uzak durmalı, yaptığımız irili ufaklı alışverişlerden büyük harcamalara kadar ödediğimiz paranın nerelere gidebileceğini araştırmalı ve dikkatli olmalıyız. Vatandaşların sivil olarak teröre karşı vereceği mücadelelerden bir tanesi de budur.

Terörün, terör örgütlerinin ebediyen son bulması, kahrolması, helak olması ve Türkiye Cumhuriyetimizin bir daha terör olayları ile göz yaşı dökmemesi dileğimle saygılarımı sunarım.

Özgür DOĞAN

Gazeteci – Mühendis

memleket-burdur

Memletim Burdur’u çok seviyorum

Doğduğum şehir Burdur. Kelimeler yetmez anlatmaya çünkü yaşanınca anlanır bu memleketin kıymeti. Belki çoğu hemşehrimiz için bu kadar büyütülecek bir yer değildir belki haritada bile adını ve yerine bilmeyen vatandaşlarla doludur bu memleket ancak tarihin merkezinde, insanlık tarihinin neredeyse başlangıcını tanıklık etmiş Burdur, tarihin ta kendisi olmakla beraber, yaşanabilir bir cennet adeta. Yeter ki kıymetini bilelim, yeter ki onu daha yaşanabilir kılmak için geliştirelim. Memleketimizin başta gölü olmak üzere dağı, taşı, toprağı ve iklimi her türlü gelişime açık. Yapılması gereken doğru planlama ve özverili çalışma ile vatandaşın elini taşın altına koyarak bu memleketi daha yaşanılabilir bir yer kılması için gereken azim ve mücadeleyi sergilemesidir.
Mutlak ve mutlak herkesin elini vicdanına koymasının ardından şu soruyu aklına getirmesi ve sorması gerekir; ”Ben Burdur’luyum, Burdur’da doğdum, atalarım Burdur’lu, neslim de Burdur’lu olacak, ben Burdur için ne yaptım, ne yapmalıyım?” demelidir çünkü ben memletim Burdur’u çok seviyorum…

Print

Bu kadar tepki alan bir logo daha var mıdır?

Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi düzenlediği yarışma ile yeni logosunu aradı. Yarış şartlarında ”İstikbal’den İstikbale” , Teke yöresi ve Şair Mehmet Akif Ersoy’un isminin ön plana çıkması belirtildi. Seçilen birinci yarışma ise kimine göre halı motifi, kimine göre ise keçi boynuzu olarak lanse edildi. Yarışma şartnamesinde belirtilen özelliklerden sadece biri Şair Mehmet Akif Ersoy’un ismi yeraldı. Kazanan tasarımda ne istikbal ne de teke yöresine dair birşey göremedim. Keza Burdur Halkı’da benim gördüğümü gördü. Tepkiler yarışma sonuçlandığı andan itibaren başladı ve hala devam ediyor. MAKÜ yönetim resmi sitesinden bir açıklama yaparak sessizliği yarışmanın sonuçlandığı tarihten tam bir hafta sonra yazılı olarak yaptı. Açıklamada ise yarışmada seçilen logonun yüzde yüz kullanılacak diye bir şartın olmadığı cümlesi gelen tepkileri kısmen azalttı. Burdur’da konuyla ilgilenen herkes beklemede.Logo bazıları için önemsiz olabilir ama kurumsallığın, büyük marka olmanın ve kalıcı olmanın en önemli unsurlarından birisidir. Bu kadar önemli olması logonun diğer bir ifadeyle armanın gögüslerde taşınabilecek kadar değerli olması ve haketmesi gerekir. Sosyal medyada tiye alınan bir logo artık kullanılmamalıdır.